T.C.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
1. DAİRESİ
Esas Numarası: 1998/794
Karar Numarası: 2000/1032
Karar Tarihi: 31.10.2000
Davacı vekili, 7.9.1998 tarihinde kayda geçen daya dilekçesi ile 12.1.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Temmuz 1995 tarihinde Hozat'tan ayrılırken şahsi eşyalarını ve bunların yanı sıra operasyonlar sırasında araziden bulduğu muhtelif çaplı mermi çekirdeklerini, fünyesi alınmış patlayıcı özelliği olmayan el bombaları ve kullanılmış havan mermi kovanlarını da hatıra olarak, ileride şark köşesine dekor olması amacıyla kargo ile memleketine gönderdiğini, 3 yıl öncesi bu nakil sırasında her nasılsa kargoya verilen davacıya ait çuvallardan birinin delinmesi üzerine, söz konusu malzemeden fünyesi ve patlayıcı özelliği olmayan bazı el bombalarının kargo şirketi görevlilerinin eline geçtiğini, bu kişilerin davacının bilgisi dışında söz konusu boş bombaları denize attıklarını, ancak 3 yıl sonra bu kargo şirketinde çalışan ve olayı bilen bir şahsın işine son verilmesi sonrasında, bu kişinin olayı emniyetle ihbar etmesi üzerine başlatılan tahkikatta, bu kargo şirketinde çalışan ve davacının tanımadığı iki kişinin 12 Eylül öncesi yasadışı sol örgüt üyesi olduklarından ceza aldıklarının anlaşılmasının olayın boyutlarını fazlasıyla büyüttüğünü, davacının da bu soruşturmaya dahil edilip tutuklandığını ve bir anda yasadışı örgüt üyelerine mühimmat temin eden kişi konumuna getirildiğini, hakkında Ankara DGM'de dava açıldığını ve bu davanın sonucu beklenmeden re'sen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin başlatılıp sonuçlandırıldığını, oysa bu suçtan DGM'de yapılan yargılaması sonunda beraat ettiğini, davacının tutuklu iken 13.4.1998 tarihinde dilekçe vererek sözkonusu malzemelerin evinde olduğunu bizzat beyan etmesi üzerine, 22.4.1998 tarihinde evinde yapılan aramada boş kovanlar ve patlayıcı özelliği olmayan el bombalarının bulunduğunu, Doğu'da görev yapan pek çok personelin arazide bulduğu, ele geçirdiği bu tür malzemeyi hatıra olarak beraberinde getirdiğini, 8.Kor. Askeri Mahkemesince davacı hakkında Askeri eşyayı çalmak suçundan hüküm tesis edilmişse de, temyiz ettikleri bu kararın bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, savunmada iddia edildiği gibi ortada herhangi bir dolu şarjör, roketatar mermileri, el bombaları, pusula ve dürbünün mevcut olmadığını, bu hususun arama tutanakları ile sabit olduğunu, davacının evinde dolu olarak bulunan muhtelif çaplı mermilerin adedinin 25 civarında olduğunu, bunların da operasyon sırasında araziden alınan malzeme mahiyetinde bulunduğunu ve salt hatıra amacıyla ve şark köşesine konulmak üzere davacı tarafından saklandığını, dolayısıyla OHAL bölgesinde pek çok yararlıkları bulunan davacının salt bu nedenle disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; söz konusu işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 13.10.1998 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 30.8.1988 tarihinde Astsb.Çvş.naspedilen davacının, terfilerini düzenli şekilde yaparak son olarak 30.8.1997 tarihinde Astsb.Kd.Üçvş.rütbesine terfi ettiği, bu son rütbesinde herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 1.7.1993-21.7.1995 tarihleri arasında Tunceli-Hozat İlçe J.Komd.Bl.3.Tim K.Yrd.olarak görev ifa ettiği ve KKK.lığının 1995 yılı genel atamaları ile Edirne 3.Mknz.P.Tüm.K.lığı emrine atandığı, bu atama nedeniyle bir kısım eşyalarını koli yapıp özel bir kargo şirketi vasıtasıyla 21.7.1995 tarihinde Elazığ'dan, memleketi olan Çorum'a gönderdiği, eşyaların Merzifon aktarma bürosuna gelmesinden sonra kolilerden birinin yırtılıp içindeki bir kısım eşyanın döküldüğü, kargo şirketi görevlilerince dökülen eşyaların yerine konulduğu, ancak sonradan teknik vasıfları belirsiz 6 adet el bombasının koliye konulmasının unutulduğu, 3 yıl kadar burada kalan sözkonusu Askeri malzemenin 1998 yılı Mart ayı içinde yine kargo şirketi görevlilerince şirketin Samsun Bölge Müdürlüğüne gönderildiği, buradaki elemanlar tarafından da denize atılarak imha edildiği, işine son verilen bir kargo görevlisinin bu durumu emniyete ihbar etmesi üzerine başlatılan adli soruşturma üzerine davacının 3.4.1998 tarihinde 8.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesince “Askeri eşyayı çalmak” suçundan tutuklandığı, bu arada Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığının 12.5.1998 tarih ve E. 1998/89, K.1998/76 sayılı iddianamesi ile davacı hakkında “toplu olarak patlayıcı nakletmek” suçundan, bir kısım özel kargo şirketi görevlileriyle birlikte kamu davası açıldığı, davacının 13.4.1998 tarihli tutuklamaya itiraz dilekçesi ile arazide bulunan ve hatıra olsun düşüncesi ile alıp kargo şirketi vasıtasıyla havale ettiği ve çoğu kullanılmış olan sözkonusu Askeri malzemenin (fünyesiz boş birkaç el bombası, kullanılmış havan mermisi, çeşitli mermi kovanları vb.) halen evinde olduğunu beyan etmesi üzerine, 8.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 21.4.1998 tarihli arama kararı üzerine, davacının evinde (lojmanında) Askeri Savcı marifetiyle 22.4.1998 tarihinde yapılan aramada toplam 40 kalem halinde bazı Askeri malzemenin bulunduğu, bu meyanda 6 adet boş bombaatar kovanı, 2 adet bombaatar mermi çekirdeği, 1 adet gövdesi boş, tapası kör 60 mm. havan ders atış mermisi, 1 adet gövdesi boş, tapası kör 81 mm. aydınlatma mermisi, 1 adet kapsülü patlak 57 mm. GTT.kovanı, 2 adet patlayıcı özelliği olmayan 120 mm. havan kuyruğu, 29 adet muhtelif çaplı silahlara ait dolu fişek, 41 adet muhtelif çaplı silahlara ait 41 adet boş fişek, 1 adet dolu, 1 adet 20 mm. aydınlatma fişeği, 3 adet dolu bir inçlik işaret fişeği, 1 adet gövdesi boş, tapası patlamış taarruz el bombası ve fünyesi, 1 adet gövdesi boş, tapası patlamış savunma el bombası ve fünyesi ile kendisine ait bir adet tek kırma av tüfeği ve 37 adet av fişeğinin tespit edilerek Askeri Savcılık emanetine alındığı, bu arada 21.4.1998 tarihinde sıralı sicil üstlerince davacı hakkında “Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir” sicilinin düzenlendiği, akabinde 8.Kor.K.lığı Askeri Savcılığının 25.5.1998 tarih ve E.1998/1016, K.1998/321 sayılı iddianamemsiyle, davacı hakkında “Askeri eşyayı çalmak” suçundan kamu davası açıldığı, 26.5.1998 tarihinde Askeri mahkemece tahliye edildiği, 12.6.1998 tarihinde MSB.'lığınca bu suçtan açığa alındığı, KKK.lığı Personel Başkanlığında teşkil ettirilen Komisyonun 21.7.1998 tarihli kararı ile hakkındaki ayırma işleminin uygun olduğunun belirtildiği, MSB.'lığının 7.8.1998 tarih ve 98/64 sayılı kararı ile 926 sayılı Kanunun 94/b, 5434 sayılı Kanunun 39/e maddeleri uyarınca davacı hakkında disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi yapıldığı ve 7.9.1998 tarihinde davacının TSK.ile ilişiğinin kesildiği, Ankara 2, Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 11.11.1998 tarih ve E.1998/142, K.1998/89 sayılı kararı ile toplu olarak patlayıcı nakletmek suçundan davacının beraatına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, 8.Kor.K.lığı As.Mah.nin 1.12.1998 tarih ve E.1998/957, K.1998/873 sayılı kararıyla davacının Askeri eşyayı çalmak suçu sabit görülerek, bu suçtan neticeten 1 ay 28 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, bu hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Askeri Yargıtay 4.Dairesinin 12.7.1999 tarih ve E.1999/582, K.1999/576 sayılı ilamı ile davacının evinde bulunan malzemelerin sanığın üzerine zimmetli olmadığı, bu malzemelerin sanık tarafından herhangi bir yerden çalındığı hususunda dava dosyasında hiçbir delil bulunmadığı, bu nedenle sanığın tespit edilen eyleminin Askeri eşyayı gizlemek suçunu oluşturabileceği belirtilerek, Askeri Mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yeniden yapılan yargılamada bu bozma ilamına uyularak 8.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.5.2000 tarih ve E.2000/448, K.2000/334 sayılı kararıyla davacının sabit görülen “Askeri eşyayı gizlemek” suçundan neticeten 1 ay 28 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği ve son hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Astsubayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 94 ncü maddesinde belirtilmiş olup; “yetersizlik nedeniyle ayırma” ve “disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma” halleri olarak iki grupta düzenlenmiştir. Anılan 94 ncü maddenin (b) fıkrasında, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Silahlı kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra, bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edilip, nerelere gönderileceğinin Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şur'a tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şur'a kararı ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan yasal hükmün uygulamasını gösteren olay tarihinde yürürlükte olan Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddeleri de, bu konudaki detaylı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Yönetmeliğin “Disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle ayrılacak astsubaylar” başlıklı 53 ncü maddesinde aynen:
“Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik ve ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır.
a- Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması.
b- Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi.
c- Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması.
d- Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması.
e- Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar.”
Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 54 ncü maddesinde ise disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırmanın, “Ayrıma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması” (a bendi) ve “Ayırma işleminin personel başkanlıklarınca başlatılması” (b bendi) şeklinde iki ayrı usulle mümkün olabileceği belirtilmekte ve usullere ilişkin kapsamlı düzenlemelere yer verilmektedir.
Davacı hakkındaki işlemde olduğu gibi, ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması halini düzenleyen Yönetmeliğin 54/a maddesinde; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde sürenin söz konusu olmadığı ve her zaman düzenlenebileceği açıkça belirtildikten sonra, her sicil üstünün sicil belgesinde kendisine ayrılan haneye, ilgilinin 53 ncü maddenin hangi bendine göre bu durumunun saptandığının yazılması gerektiği, tüm sicil üstlerinin kanaatleri tamamlandıktan sonra bu sicille birlikte davacının dosyasının Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderileceği, bu sicillerin Kuvvet veya J.Gn.K.lığı Personel Başkanlıklarında teşekkül ettirilecek komisyonda ilgili astsubayın durumunun görüşüleceği, komisyonun yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.nın onayına sunacağı, alınacak onaya göre işlem yapılacağı, emekliliği Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.tarafından onaylanan personelin dosyalarının Gnkur.Bşk.lığınca Yüksek Askeri Şur'anın kararına sunulup sunulmaması yönünden incelenerek Gnkur.Bşk.lığının tasvibine sunulacağı, Gnkur.Bşk. tarafından durumlarının Yüksek Askeri Şur'ada görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemlerin ilk Yüksek Askeri Şur'a toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılacağı ve işlemlerinin tamamlanacağı, Gnkur.Bşk.nın, durumlarını Yüksek Askeri Şur'ada görüşülmesine gerek görmediği astsubayların dosyalarının Kuvvet Komutanlıkları ve J.Gn.K.lığına iade edileceği, bu gibi astsubaylar hakkında işlemin Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.nın daha önce verdiği karara göre uygulanacağı ifade edilmektedir.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla Askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir. Ne var ki, bu yola başvurulurken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi, personeli çalışmaya yöneltebilecek, kendisine çeki düzen verebilecek uygun vasıta ve yöntemler mevcutken (disiplin cezası, atama, sicil, terfi, teşvik ve yönlendirme vb.) statü dışına çıkarılma gibi sonuçlan çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği, aksi halde bu şekildeki davranış biçiminin kamu yararına ve hukuka aykırı düşeceği izahtan varestedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince; davacının 30.8.1988 tarihinde astsubay çavuş naspedilmesinden, hakkında sıralı sicil üstlerince ayırma sicili düzenlendiği 21.4.1998 tarihine kadar, birisi 6.4.1990 tarihinde verilmiş 7 gün oda hapsi ve diğeri 20.5.1993 tarihinde verilmiş 1 gün izinsizlik olmak üzere sadece iki adet disiplin cezasının bulunduğu, bunun dışında Askeri eşyayı kaybetmek suçundan 8.Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.10.1996 tarih ve E.1996/674, K.1996/570 sayılı kararı ile” hükmedilmiş tecilli 25.000.-TL ağır para cezası ile mahkumiyetinin bulunduğu, bunun dışında başkaca bir disiplin ya da adli işleme muhatap olmadığı, sicillerinin genelde iyi-pekiyi düzeyde teşekkül ettiği, kimi yıllarda bazı sicil üstlerince menfi kanaat belirtilmekle beraber, yedi sicil üstünün müspet kanaat serdettikleri, OHAL bölgesinde iki yıl süren Tim K.Yrd. cılığı görevi nedeniyle 12.12.1994 tarihinde yazılı takdir (Tunceli bölgesinde 8 teröristin öldürüldüğü operasyondaki başarısı nedeniyle Tunceli Güvenlik Komutanınca verilmiş), 30.4.1997 tarihinde muharebe harekatı şerit rozeti, 5.11.1997 tarihinde Komando hizmet şerit rozeti ile taltif edildiği, ayrıca birlikteki disiplinli ve başarılı çalışmaları nedeniyle 4.10.1995 ve 21.12.1995 tarihlerinde yazılı olarak takdir edildiği, 8.8.1996 tarihinde KKK. lığınca üstün hizmet nakdi (para) ödülü ile taltif edildiği görülmektedir.
Davacı hakkındaki ayırma işlemine asıl dayanak, gerek DGM., gerekse de 8.Kor.Askeri Savcılığınca patlayıcı madde nakletmek ve Askeri eşyayı çalmak suçlarından adli soruşturmalar başlatılması ve davacının özellikle Askeri eşyayı çalmak suçundan soruşturma sırasında tutuklanması olgusudur. Nitekim 21.4.1998 tarihinde sıralı sicil üstlerince davacı hakkında “Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir” sicili düzenlendiğinde, henüz davacı hakkında açılmış bir kamu davası olmadığı da açıktır. Davacı hakkında DGM'deki ilk dava 12.5.1998 tarihinde açılmış; ikinci dava ise 22.5.1998 tarihinde 8.Kor. K.lığı Askeri Savcılığınca açılmıştır. Davacı, hakkındaki ayırma işleminin kesinleşerek TSK. ile ilişiğinin kesilmesinden sonra ilk suçlamadan, Ankara 2 Nolu DGM'nin 11.11.1998 tarihli kararı ile beraat etmiş ve bu karar 23.12.1998 tarihinde kesinleşmiş; ikinci suçlama (Askeri eşyayı çalmak) nedeniyle uzun süren yargılaması sonunda, Askeri Yargıtay'ın bozma ilamına uyularak, sabit olan fiilinin Askeri eşyayı gizlemek olduğu sonucuna varılarak, S.Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.5.2000 tarihli kararı ile bu suçtan 1 ay 28 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, davacı hakkındaki yargılamalar sonunda, patlayıcı madde nakletmek suçunu işlemediği hükme bağlanmış; kendi beyanı üzerine evinde (lojmanında) yapılan arama sonucu ele geçen ve yukarıda dökümü yapılan mühimmata ilişkin bir kısım Askeri malzemeyi evinde bulundurması şeklindeki eyleminin ise “Askeri eşyayı gizlemek” suçuna sebebiyet verdiği Askeri mahkeme kararı ile sabit olmuştur. Davacı, gerek DGM, gerekse de Askeri Mahkemedeki yargılamalarında tüm aşamalarda sözkonusu mühimmata ilişkin Askeri malzemenin bölücü terörle mücadele sırasında yapılan operasyonlarda arazide bulunan malzemeler olduğunu ve bunları evinde hatıra amacıyla muhafaza ettiğini beyan etmiş; yukarıda dökümü yapılan bu malzemelerin de gerek miktar gerek mahiyet itibariyle “vahim” olmayan, genellikle boş, tapası olmayan, dolu olanları da sayıca az bir kısım mühimmattan oldukları ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz, bir adet de olsa, arazide de bulunsa bu türden malzemenin her ne saikle bir asker kişinin şahsında ya da evinde alıkonulması bir suça sebebiyet verir ve nitekim davacı da bu nedenle Askeri eşyayı gizlemek suçundan 1 ay 28 gün hapis cezasına mahkum olmuştur. Ne var ki, davacının OHAL bölgesinde iki yıl operasyon timlerinde görev aldığı, başarılı çalışmaları nedeniyle bu nedenle ödüllendirildiği, bunun yanısıra sicil safahatının da iyi-pekiyi düzeyde olduğu ve geçmişinde önemli sayılabilecek disiplinsiz durumunun bulunmadığı maddi vakıalarını “ayırma” işlemi yönünden gözden uzak tutmaya da hukuken imkan olmadığı bir gerçektir. Diğer bir deyişle, davacının mahkumiyetle sonuçlanan son eyleminin, OHAL görevinden kaynaklanan haleti ruhiyeyle ve uygulamada bu yolda birçok kişinin davranışına benzer şekilde, kötü niyet bulunmaksızın işlenmiş bir suç mesabesinde olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Aynı nedenle de bu eylemin, davacı yönünden Silahlı Kuvvetlerden disiplinsizlik nedeniyle çıkartılmayı gerektiren ağır bir disiplin ihlali olarak değerlendirilebilmesine hukuken imkan olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu hukuki gerçek ve kabul karşısında, özellikle son rütbesinde evvelce hiç disiplin cezası olmayan, başarılı bir sicil safahatı ve OHAL bölgesinde yararlıkları bulunan, toplanı 6 kez yazılı takdir ve şerit rozetleriyle taltif edilen davacı hakkında, sözkonusu isnatlardan dolayı yapılan yargılama sonucu beklenmeden tesis edilen ayırma işleminin “erken” ve “kişi yararı-kamu yararı” dengesini sağlamaktan uzak bir işlem mesabesinde olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Davacının son rütbesinde hakkında ayırma işlemi tesisine yeterli bir belgenin mevcut olmadığı, sonradan sabit görülen ve suç teşkil eden eyleminin ise Silahlı Kuvvetlerden ayırmayı gerektirecek ağırlık taşımadığı açıkça saptandığından; işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaatine varılarak, ayırma işleminin iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulması sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırı görüldüğünden İşlemin İPTALİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının mahkumiyetle sonuçlanan son fiilinin ağır bir disiplin ihlali teşkil ettiği ve bu nedenle de idarece hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminde hukuki isabet olduğu, bu nedenle davanın reddi gerektiği kanısında olduğumuzdan; aksi değerlendirmeyle işlemin iptaline ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz.